Meme Kanseri

Meme dokusu, 14–15 adet süt bezi ve burada üretilen sütü meme başına taşıyan aynı sayıda kanallardan oluşur. Bu süt bezleri (lobüler kanser) ve kanalları (duktal kanser) döşeyen hücrelerin, kontrol dışı olarak çoğalmaları ve aynı taraf koltuk altı lenf bezlerinden başlamak üzere vücudun çeşitli yerlerine giderek çoğalmaya devam etmeleri meme kanseri hastalığını oluşturur. Genellikle bir hücreden başlayarak kontrolsüz ve engellemeyen bir çoğalma ile kanser kitlesi oluşur. Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türü. Neredeyse her 8 kadından biri yaşamı boyunca meme kanserine yakalanıyor ve kadınlarda görülen tüm kanserlerin % 33 ünü meme kanseri oluşturmakta. Genel olarak görülme sıklığı %12 dir. Meme kanseri ve hastalıklarında bulgular genellikle benzerdir. Kesin tanı ancak muayene, görüntüleme yöntemleri ve açık veya iğne biyopsileri ile konur. Bu bulgular memede ele kitle gelmesi, memede veya koltukaltında, şişlik veya kalınlaşma, memenin şeklinde veya büyüklüğünde değişiklik olması, meme başı akıntısı olması, memenin veya meme başının renginde ya da dokuda bir değişiklik (meme başının içeri çekilmesi, simetrisinin bozulması, cilt değişiklikleri gibi). Bunun dışında taramalar sırasında henüz bulgu oluşturmamış meme kanserini teşhis etmek de mümkündür. Böyle bulunan kanserler genellikle erken evrededir.

Meme Kanseri Risk Faktörleri Nedir?

Meme kanseri için belirlenmiş bazı risk faktörleri mevcuttur. Bu risk faktörlerini taşıyan kişilerin mutlaka meme kanserine yakalanacakları söylenemez. Sadece, bu faktörleri taşımayanlara göre, daha fazla meme kanserine yakalanma olasılıkları olduğunu biliyoruz.

Bu risk faktörleri:

Yaş: meme kanseri görülme oranı yaşla birlikte artmaktadır. En sık 50-60 yaş arasındadır.

Kişisel meme kanseri hikayesi: Daha önce meme kanseri geçirmiş ve tedavi olmuş kadınlarda, diğer memede kansere gelişme olasılığı normal kadınlara göre 3-4 kat daha fazladır.

Ailede meme kanseri hikâyesi: Aile yakınları arasında meme kanserine yakalanmış kadınların, meme kanserine yakalanma olasılığı, diğer kadınlara göre daha fazladır. Örneğin, kız kardeşi veya annesi meme kanserine yakalanan bir kadının, meme kanserine yakalanma riski, diğer kadınlardan 2- 5 kat daha fazladır.

Daha önce meme biopsisi yapılmış olması: Memede bulunan bazı iyi huylu hastalıklarda az da olsa risk artmaktadır.

Erken ergenlik, geç menopoz: uzun süre hormonal olarak aktif kalmak riski arttırmaktadır.

Doğurganlık hikâyesi: doğum yapmamak veya ilk doğumu 30 yaşından sonra yapmak riski yaklaşık iki kat arttırmaktadır.

Sosyoekonomik seviyenin yüksekliği

Östrojen hormonu tedavisi görenler: Menopoz nedeni ile uzun süre östrojen tedavisi ( 10 yıldan fazla) gören kadınlarda, meme kanseri oranı artmaktadır. Ancak bu tedavinin yararları da göz önünde tutulduğunda bu risk önemsenmeyecek kadar düşüktür.

Alkol kullanılması: Fazla alkol alan kadınlarda, almayan kadınlara göre risk nispeten artmaktadır. Günde 3 bardak yüksek dereceli alkol içen bir kadının meme kanserine yakalanma riski, hiç içmeyen kadına göre 2 kat daha fazladır.

Şişmanlık ve yağlı beslenme

Meme kanseri açısından erkekler risk altında olmasalar da nadiren görülebilir. Görülme oranı kadınlara göre 1/100 dür.

Tanımlanmış meme kanseri risk faktörleri

YÜKSEK RİSK
  • İleri yaş
  • Geçirilmiş meme kanseri
  • Kuvvetli aile hikâyesi
  • Biyopsi ile saptanmış atipi ile birlikte seyreden meme hastalığı
ORTA RİSK
  • Obezite (menopoz sonrası)
  • Birinci derecede akrabada meme kanseri
  • Geçirilmiş over veya endometrium kanseri
  • Meme üzerine radyasyon
  • İlk gebelik yaşı>30
  • Hiç doğum yapmama
DÜŞÜK RİSK
  • Alkol alımı
  • Menarş yaşı<13
  • Menopoz yaşı>55
  • Oral kontraseptif kullanımı
  • Östrojen replasman tedavisi

Ancak meme kanserlerinin % 70 inde hiçbir risk faktörü bulunmamaktadır. Ayrıca bu risk faktörlerinden sadece % 10 u bizim değiştirebileceğimiz faktörlerdir. Açıkça söylemek gerekirse risk faktörlerine sahip kadınların daha dikkatli ve sık, gerekirse daha ileri tetkiklerle izlenmesi gerekmektedir. Yanı sıra hiçbir risk faktörüne sahip olmayan kadınlarında buna fazla güvenerek kontrollerini aksatması doğru olmayacaktır.

Tanı yöntemleri:
Kendi kendine muayene
Hekim muayenesi
Mammografi ve ultrasonografi
Gerekli durumlarda ileri tetkikler (örneğin MR)
Biyopsiler (açık, ince iğne ve kalın iğne)
Tümör belirleyiciler
Özel tetkikler (galaktografi, tel işaretleme biyopsileri, duktoskopi)

Genellikle kesin tanı hastalıklı bölgeden alınan hücre veya doku örneklerinin patolojik tetkiki sonucu mümkün olmaktadır. Bunun için önceki yıllarda daha çok açık cerrahi biyopsiler kullanılırken bu gün ince ve kalın iğne biyopsileri tercih edilmektedir. Sonuçları açık biyopsiler kadar doğruluk oranına sahip olmanın yanı sıra maliyet, hasta konforu, uygulama kolaylığı ve estetik sonuçları açısından çok daha uygundurlar.

Tedavi:
Cerrahi, kemoterapi, radyoterapi, hormonoterapi.
Meme kanserinin tedavisi engel bir durum yoksa her zaman cerrahi ile başlamalıdır. Cerrahi genellikle temel tedaviyi oluşturur. Ardından hasta ve hastalığın özelliklerine göre diğer tedaviler planlanır. Meme kanserinin tedavisini cerrahi, radyasyon onkolojisi, medikal onkoloji ve ilgili pek çok branşın birlikte karar vererek uygulaması  gerekmektedir.
Cerrahide memenin tamamının alınması (mastektomi), meme koruyucu cerrahiler (memenin hastalıklı kısmının alınması), bunlara ek olarak koltuk altı lenf bezlerinin çıkartılması (tamamı veya nöbetçi lenf bezi) gibi uygulamalar yapılmaktadır. Meme koruyucu cerrahi için hastalığın erken evrede olması ve bazı tıbbi ayrıntılara uyması gerekmektedir.
Daha sonra hasta ve hastalıkla ilgili verilere göre diğer tedaviler planlanır. Bu tedavilerde amaç nüksleri engellemek, hastalıksız yaşamı ve yaşam süresini uzatmaktır.
Son olarak unutmamalıyız ki meme kanseri tedavi edilebilir bir hastalıktır ve erken evre hastalıkta sağ kalım oranları % 96–98 dir. Mammografi erken tanıda en etkili yöntemdir. Düzenli kontrol ve tarama programları ile meme kanserinden ölümler azaltılabilir.

21.yüzyılda meme kanserini doktorlar değil kadınlar yenecektir.